Dil öğreten metotlar bir araçtır. Her şeyi sistemden beklemeyin. İngilizceyi öğrenecek olan sizsiniz. Çalışmadan, gayret etmeden ve birçok şeyden fedakârlık etmeden dil öğrenemezsiniz.

Seçtiğiniz metotta özellikle şu hususların olması çok önemlidir.

– Konuşma diline ağırlık vermesi

– Günlük konuşma dilinde gerekli sözcüklerden oluşması

– Özellikle, İngilizce konuşan ülkelerde bugün, sokaktaki vatandaşın kullandığı dili veriyor olması.

– İş sahipleri ve işyerinde çalışan personel için gerekli İngilizceyi, bol kelime ile en kısa zamanda sağlıyor olması.

– Yabancı dil öğreniminde en önemli aşama “anlama” yeteneğinin elde edilmesidir. “Konuşma” ikinci aşamadır. Karşımızda İngilizce konuşan bir şahıs beşinci cümleye geldiğinde, biz hala birinci cümlenin anlamını çözmeye çalışıyorsak, o şahısla iletişim kuramayız. Bunun için “kulak dolgunluğu” gerekir. Yani o dili yüzlerce saat duymak.

– Çocuk, doğduktan sonra 10-12 ay annesinin konuşmalarını dinler, anlama kendiliğinden başlar, ama asla anladığı oranda konuşamaz.

– Konuşma kesinlikle “basit”, “kısa” ve “hatalı” başlar, “konuşa konuşa gelişir”. Hata yapacağım diye konuşmazsınız, daha çok bekleyeceksiniz demektir. 12 aylık çocuk birden hatasız konuşmaya başlarsa, ürkmez miydiniz? O halde hatalı konuşmaktan korkmayın, yanlış anlamaktan korkun.

– Çevrenizdeki her şeye “İngilizce” bakmaya alışın. Örneğin bir masaya “table” diye bakın. Yani zihin ekranınızda şekil ve İngilizce karşılığı simultane durumuna gelsin. Zamanla “table” imajına, “big”, “new”, “small”, “old”, good looking” gibi sıfatları da ekleyin.

– Bunu huy edinirseniz, İngilizce karşılığını bilmediğiniz bir şeyi görmek sizi rahatsız eder ve hemen öğrenme arzusu belirir. Bu da size hızlı yol aldırır.

– Sözcük ve cümle yapısı bilginiz gelişince, İngilizce akıl yürütmeye ve kendi kendinizle İngilizce konuşmaya başlayın. İfade edemediğiniz hususları not ederek, ilk fırsatta bulup öğrenme yoluna gidin. Zamanla çok daha kapsamlı konuları İngilizce olarak düşünebileceksiniz. Bu böyle olunca, düşünmeyi seslendirmek, yani konuşmak çok kolay olur.

– Telaffuzunu iyi bilmediğimiz bir kelimeyi okumaya çalışmayın. Dilde okunuş yazılıştan çok daha önemlidir. Hiçbir sözcüğü yanlış okumamaya çalışın.

– Sözcüklerde hangi hecelere vurgu yapıldığını iyi öğrenin.

– Konuşurken (sevinç, kızgınlık, öğrenme isteği, hayret) gibi durumlara uygun vurgu ve ses tonlarına dikkat edin.

– Okuma çalışmalarını mümkün olduğu kadar yüksek sesle yapın.

– Konuşurken, (cümle kuruluşlarında hata yapmamaya çalışmak) ile (kafayı gramere takmak) ayrı şeylerdir. Birincisi insanı güzel konuşturur; ikinci ise, konuşmayı bloke eder.

– Konuşurken, (hata yaparım, herkes bana güler) diye sakın endişe etmeyin. Keşke ben Arapça, Farsça, Rusça, Japonca hatalar yapabilsem de herkes bana gülse… Eğer hata yapıyorsam, o dili az da olsa konuşuyorum demektir.

– İngilizce öğrenirken deyim ve kalıplaşmış cümleciklere önem verin. İki saat konuşsanız kimse önemsemez de, araya bir deyim sokuşturunca, “Tebrik ederim, ne güzel konuşuyorsunuz…” derler. Deyimler dilin tuzu, biberidir.

– Bu öğütleri boşa atmayın. Uzun yıllar İngilizce öğretmeyi kendine zevk edinmiş ve binlerce kişiyi konuşturmuş bir emektarın sözleridir.

– Kurs süresince, hata yapmaktan çekinmeyin. – Soru sormaktan kaçınmayın. Konuyu saptırmamak kaydıyla, saçma soruların bile hem kendinize hem de sınıfa faydası olabilir.


“Eğitim çok önemli” diye diye bu hale geldik adlı kitaptan alınmıştır.

— Uğur Doğrugüven